Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Achim Steiner, küresel ekonomide iki önemli sorunla karşı karşıya bulunulduğunu, bunlardan birinin ekonomik dönüşüm açısından kalkınma, diğerinin ise altyapı ve iklim değişikliği açısından ekonomik yoğunlaşmayla ilgili olduğunu söyledi.

Steiner, “Dijital ekonomiye yönelik dönüşüm ve 4. sanayi devrimi için çalışan insanımızı yetiştirmek ve altyapı gelişimine yönelik yatırımlar yapmak zorundayız. Pazar değişikliği ve teknolojik gelişmelere hazırlık açısından bunları büyük yatırımlar olarak görebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Ekonomik güç sistemleri ve dolaşım sistemlerinin üzerindeki fazlalıklardan arındırılması gerektiğini, bu fazlalıkların ölçü ve zaman açısından sıkıntı oluşturan önemli meseleler olduğunu vurgulayan Steiner, her zamankinden daha fazla faydalı ve etkin çalışan bir finans sistemine ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Steiner, hükümetin borçlanması gibi geleneksel enstrümanların artık bu devirde etkisini kaybettiğini, özel sektör pazarları tarafından yapılacak olan yatırımlara daha fazla ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Achim Steiner, gelecek yıllarda nasıl daha etkili yatırımlar yapılacağını çalıştıklarını ifade ederek, “Geçmişe göre kıyasladığımızda daha fazla ilgi odağı haline gelen, hızlıca büyüyen, düşük ekonomilerde görülen bir sorunumuz daha var; az devlet borcu, çok özel sektör borcu… Küresel özel sektör borcu kritik seviyelere ulaşmak üzere ve önemli düzeyde büyüyor. Küresel özel sektör borcunu azaltacak yeni metotlar bulmalıyız. Bu, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması için gereken yatırımlar için önem arz ediyor. Bunun daha fazla borç üretmek ile ilgisi yok. Bu, esasen daha fazla yatırım, üretmek ile ilgili. Burada anahtar nokta kamu politikasıdır. Kamu politikasının teşvik edilmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.

UNDP Başkanı Steiner, Türkiye’nin küresel ekonomideki rolüne ve Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik çalışmalarına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye’nin, ekonomide yapılandırma ve dengelemeye yönelik kendi politika ajandası ve analizleri mevcut. Hem kamu maliyesi hem de ekonomik politika çerçevesi, Türkiye’nin gelecek yıllardaki ekonomik gelişimine ve kalkınmasının nasıl olacağına göre değişecektir. Mali ve parasal politikalar, sürdürülebilir kalkınma açısından da gözden geçiriliyor. Fakat Türkiye, hem iç ekonomideki hem de küresel pazardaki kötü gidişatlardan dolayı sıkıntılı zamanlardan geçiyor. Burada önemli olan şey şu; bu sıkıntılı dönem boyunca Türkiye, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ajandasına yönelik yatırımlarını devam ettirebilir mi? Bu hedeflere yönelik önemli olan başlıca şeyler; GSMH, eşitsizliğin kaldırılması, sağlık hizmetlerine ulaşımın kolaylaşmasıdır. Özellikle sağlık alanında Türkiye, son zamanlarda olağanüstü çalışmalar ve yatırımlarda bulundu.”

Temiz ve ucuz enerjiye ulaşımın da önemli bir husus olduğunu vurgulayan Steiner, insanlığın temiz enerjiye ulaşmak için büyük bir bedel ödediğini söyledi.

Steiner, “Türkiye’nin ekonomi politikasını, parasal ve mali disiplinini incelediğimizde, ulusal kalkınmanın ekonomik gelişim amaçlarına, kalkınmanın sosyal boyutlarına ve halkın refahına etki edebileceğini umuyoruz. Çünkü bu şekilde Türkiye, daha güçlü bir topluluğa ve ekonomiye sahip olacaktır.” diye konuştu.

Achim Steiner, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne 2030 yılında bu küresel ekonomik gidişatta ulaşılabileceğini düşünmediğini belirterek, dünyanın siyasi gelişim ve ekonomik yatırımları yeterince hızlı şekilde sürdürmediğini söyledi.

Steiner, finansal sistemin çok yavaş olmasının kendi açılarından kötü olduğuna işaret ederek, “Sermaye ve nakit paranın Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne yönelik kullanılması çok önemli. Örneğin, düşük karbon ekonomisine geçiş ve yoksulluk oranlarının azaltılması gibi alanlara yeterince yatırım yapmıyoruz ve önemli bir fırsatı kaçırıyoruz. Bu alanlara yeterince destek verilmezse 2030 Kalkınma Hedefleri’ni kaçıracağız ve bu durum gelecek on yıllarda büyük sorunlara sebep olacak.” dedi.

İklim değişikliğinin sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma ve toplum için büyük bir risk faktörü olduğunu vurgulayan Steiner, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu yıl eylül ayında New York’ta düzenlenecek olan Küresel İklim Hareketi Zirvesi’nde bu konuya dikkati çekecek. Çünkü kendisi, iklim değişikliğine yönelik çok yavaş hareket ettiğimiz için endişeli. Hedefler ve amaçlar ulaşılabilir ama ekonomilerimizde ciddi değişiklikler, liderlik ve yeni bir soluk getiren adımlar atılmalı. Yeterince hızlı hareket edilmediği doğru, kötü gidişat riski oldukça yüksek fakat olumlu giden şeyler de var.”

UNDP Başkanı Steiner, Birleşmiş Milletler olarak, Türkiye ve Türk insanının milyonlarca Suriyeli mülteciye kucak açtığını ve bu misafirperverliğini yıllarca sürdürdüğünü takip ettiklerini, bunun kendilerini de umutlandırdığını söyledi.

Steiner, şunları kaydetti:

“Türk hükümeti, mültecilerin ülkeye uyumuna yönelik ve ev sahibi ülke ekonomisine katkıda bulunabilmeleri için gerekli düzenleyici politika sistemlerini başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. Tabii ki bizlerin nihai hedefi, Suriyeli mültecilerin kendi ülkelerine dönebilmeleri… Bundan dolayı bu meselenin siyasi kısmı, daha fazla yoğunlaştığımız bir alan. Bu vesileyle milyonlarca Suriyeli mültecinin kendi ülke topraklarına geri dönüş yapması için çaba gösteriyoruz. Bu durum, hem mülteciler hem de misafir ülkenin faydasına bir durum. BM olarak, Türk otoriteler ile yakından çalışıyoruz. Türkiye’nin bu konuda ne kadar yatırım yaptığının farkındayız. İşin sonunda bu durumun maddi bir açıklaması olmadığını anlayacağız. Bu bir toplumun karakterini belirler. Dünyayı insanlığı ile aydınlattığı için her bir Türk vatandaşını tebrik ediyorum.”

Kaynak: AA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir